Danışmanlık Unvanla Değil, Sonuçla Güçlenir
Son dönemde danışmanlık alanında dikkat çeken bir hareketlilik var.
Birçok kişi ve ekip sistem kurduğunu, dönüşüm yönettiğini, yönetim danışmanlığı yaptığını ifade ediyor.
Bu çeşitlilik aslında kıymetli.
Çünkü kurumlar yoğun bir değişim baskısı altında ve dışarıdan bakabilen, yolu kısaltan profesyonel desteğe her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyuyor.
Ancak tam da burada önemli bir ayrım ortaya çıkıyor:
Danışmanlık, bilgi aktarmak ya da öneri sunmak değildir.
Gerçek danışmanlık, sunum yapmak değil,
kurum içinde çalışan bir düzen kurabilmektir.
Çünkü kurumlar artık yalnızca kurumlara değil, bireylere ve sonuç geçmişine güveniyor.
Güveni oluşturan şey ise unvanlar değil, tutarlı çıktılardır.
Gerçek danışmanlık yaklaşımında:
• Sahada karşılığı olan deneyim esastır.
• Teori kadar uygulama ve sonuç üretme becerisi belirleyicidir.
• Sunumdan çok davranış ve yönetim refleksi değişimi hedeflenir.
• Tavsiye vermekten öte, kurumun içinde işleyen sistem kurulur.
Sistem kurmak, bir şablon paylaşmak değil,
insanlar, süreçler, hedefler ve ölçüm arasında gerçek uyumu tasarlayıp bunu yaşatabilmektir.
30+ yıllık saha deneyiminin öğrettiği en net gerçek şu: Sistem ancak ölçülüyorsa yaşar.
Bu nedenle danışmanlık. öneri üretmekten çok, hedef–gösterge–sorumlu–takip ritmini kurmak ve sonuçları sahada sürdürülebilir hale getirme sorumluluğudur.
Çünkü kurumlar sadece bilgi satın almaz;
zamanını, odağını, kaynaklarını ve çoğu zaman risklerini de danışmana emanet eder.
Bu yüzden danışmanlık bir unvan değil;
yıllar içinde oluşan güven, uygulama disiplini ve sonuç geçmişidir.
Bugün sektörün ihtiyacı daha fazla ‘etiket’ değil, sahada çalışan sistemler ve onları kurabilen gerçek sistem kuruculardır.
Seyyal Hacıbekiroğlu – SEY Şirketler Grubu Kurucusu